
PGT-A (Kromozomal Bozukluklar / Anöploidi İçin) Testi
Embriyolarda kromozom sayısı anomalilerinin tespiti için genetik tarama.
Tüp bebek sürecinde elde edilen embriyoların kromozom sayılarının değerlendirilmesi amacıyla PGT-A (Preimplantation Genetic Testing for Aneuploidy) yönteminden yararlanılabilir. PGT-A, embriyonun rahme transferinden önce belirli hücrelerden alınan örnek üzerinde kromozom sayısındaki farklılıkların taranmasını sağlayan genetik bir testtir.
Testin temel amacı, kromozom sayısı açısından öploid olarak değerlendirilen embriyoların belirlenmesine yardımcı olmaktır. Ancak PGT-A bir tanı testi değil, tarama yöntemidir. Test sonucunun normal olması doğacak bebeğin tüm genetik hastalıklardan etkilenmeyeceğini garanti etmez ve gebelik oluştuktan sonra önerilen prenatal tarama veya tanı yöntemlerinin yerini almaz.
PGT-A (Anöploidi Taraması) Nedir?
İnsan hücrelerinde normal koşullarda 46 kromozom bulunur. Bunların 22 çifti otozomal kromozomlardan, bir çifti ise cinsiyet kromozomlarından oluşur. Bir embriyoda kromozomlardan birinin eksik veya fazla olması anöploidi olarak adlandırılır.
PGT-A, tüp bebek yöntemiyle oluşturulan embriyolardan alınan hücre örneklerinin laboratuvarda incelenerek kromozom sayılarının değerlendirilmesini sağlar. Günümüzde PGT-A ile tüm kromozomlar aynı analiz içerisinde taranabilir.
Sonuçlara göre embriyolar genel olarak şöyle raporlanabilir:
- kromozom sayısı beklenen düzeyde olan öploid,
- kromozom sayısında farklılık bulunan anöploid,
- farklı kromozomal yapıya sahip hücre gruplarının birlikte saptandığı mozaik.
PGT-A'nın amacı, belirli kromozom sayı farklılıklarının transfer öncesinde değerlendirilmesine yardımcı olmaktır. Bununla birlikte yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuç olasılığı tamamen ortadan kalkmaz.
Anöploidi (Kromozom Sayı Bozukluğu) Neden Oluşur?
Anöploidi çoğunlukla yumurta veya sperm hücresinin oluşumu sırasında ya da döllenmeden sonraki erken hücre bölünmelerinde kromozomların doğru şekilde ayrılamaması sonucunda meydana gelir.
Embriyolarda anöploidi görülme olasılığını etkileyen en önemli faktörlerden biri anne yaşıdır. Kadın yaşı arttıkça yumurtalarda kromozomların bölünmesi sırasında hata görülme ihtimali de artabilir. Bu nedenle ileri anne yaşında elde edilen embriyolar arasında anöploid embriyo oranı daha yüksek olabilir. Bununla birlikte kromozom sayı farklılıkları yalnızca ileri yaşta görülmez. Daha genç yaş grubunda da anöploid embriyolar oluşabilir.
PGT-A Testi Kimlere Uygulanmalıdır?
PGT-A tüm tüp bebek hastalarında rutin olarak uygulanması gereken bir işlem değildir. Testin kullanımı çiftin yaşı, üreme öyküsü, elde edilen embriyo sayısı ve diğer klinik özellikler göz önünde bulundurularak değerlendirilir.
ASRM'nin güncel görüşüne göre PGT-A'nın tüm IVF hastalarında rutin kullanımının toplam canlı doğum oranını artırdığı gösterilmiş değildir. Bununla birlikte bazı hasta gruplarında embriyo seçimine yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Özellikle ileri anne yaşı gibi anöploidi riskinin yükseldiği durumlarda kişiselleştirilmiş değerlendirme yapılabilir.
İleri Anne Yaşı (35+ Yaş) ve Artan Anöploidi Riski
Kadın yaşının ilerlemesiyle birlikte yumurtalarda kromozom sayı farklılığı görülme olasılığı artar. Bu nedenle 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda, özellikle daha ileri yaş gruplarında PGT-A seçeneği daha sık gündeme gelebilir.
PGT-A sayesinde elde edilen blastokistler arasından kromozom sayısı açısından öploid olarak raporlanan embriyolar belirlenebilir. Bu durum transfer için embriyo seçiminde ek bilgi sağlayabilir.
Ancak ileri anne yaşı tek başına her hastada PGT-A yapılması gerektiği anlamına gelmez. Yumurtalık rezervi, blastokist sayısı ve çiftin önceki tedavi öyküsü de karar sürecinde değerlendirilmelidir. ASRM, PGT-A'nın özellikle ileri anne yaşı ile birlikte iyi yumurtalık rezervine sahip bazı hastalarda yararlı olabileceğini ancak bu konuda daha güçlü çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtmektedir.
Tekrarlayan Düşük (Miscarriage) Öyküsü Olanlar
Erken gebelik kayıplarının nedenlerinden biri embriyodaki kromozom sayı farklılıkları olabilir. Bu nedenle tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü bulunan bazı çiftlerde PGT-A değerlendirmeye alınabilir.
Ama tekrarlayan düşüklerin yalnızca kromozomal nedenlere bağlı olmadığı unutulmamalıdır. Anatomik, hormonal, genetik ve farklı klinik faktörler de gebelik kaybıyla ilişkili olabilir.
PGT-A'nın tekrarlayan düşük öyküsü bulunan tüm hastalarda canlı doğum oranını artırdığına dair kesin kanıt bulunmadığından kullanım kararı bireysel değerlendirmeyle verilmelidir.
Şiddetli Erkek Faktörü (Yüksek Sperm DNA Hasarı)
Şiddetli erkek faktörü bulunan çiftlerde embriyo gelişimini etkileyebilecek sperm kaynaklı faktörler ayrıca değerlendirilebilir. Ancak sperm DNA hasarı ile embriyodaki kromozom sayı farklılıkları aynı kavram değildir.
Bu nedenle yalnızca sperm DNA hasarının yüksek olması PGT-A uygulanması için tek başına kesin bir gösterge kabul edilmez. Özellikle ileri baba yaşının tek başına PGT-A için rutin bir neden olmadığı ASRM tarafından da belirtilmektedir. Çiftin hem kadın hem erkek kaynaklı özellikleri birlikte değerlendirilerek PGT-A'nın sağlayabileceği olası fayda hakkında karar verilmelidir.
Yeni Nesil Dizileme (NGS) Teknolojisi ile PGT-A
Günümüzde PGT-A analizlerinde kullanılan yöntemlerden biri Yeni Nesil Dizileme (Next Generation Sequencing – NGS) teknolojisidir. NGS, embriyodan alınan hücre örneğindeki genetik materyalin incelenerek kromozomların sayısal durumunun değerlendirilmesine olanak tanır.
Bu yöntem sayesinde 22 çift otozomal kromozom ile X ve Y kromozomları birlikte değerlendirilebilir. NGS teknolojisinin yüksek çözünürlüğü, kromozom sayı farklılıklarının yanı sıra belirli düzeylerde mozaik sonuçların saptanmasına da imkân sağlayabilir.
Bununla birlikte PGT-A sonucunun embriyonun tamamından değil, alınan sınırlı sayıdaki hücrelerden elde edildiğinin bilinmesi önemlidir. Bu nedenle sonuçlar embriyonun tüm hücrelerinin genetik yapısını yüzde 100 temsil etmeyebilir.
5. Gün (Trofoektoderm) Biyopsisinin Güvenilirliği
PGT-A için embriyo biyopsisi çoğunlukla embriyo blastokist aşamasına, yani yaklaşık 5. veya 6. güne ulaştığında gerçekleştirilir.
Blastokist iki temel hücre grubundan oluşur. İç hücre kitlesi ileride fetüsü oluşturacak hücreleri içerirken trofoektoderm tabakası büyük ölçüde plasentanın gelişimine katkı sağlayacak hücrelerden oluşur.
Biyopsi sırasında genellikle trofoektoderm tabakasından birkaç hücre alınır. Böylece iç hücre kitlesine doğrudan örnekleme yapılmaz. ACOG, günümüzde blastokist aşamasında yaklaşık 5–10 trofoektoderm hücresinin örneklenmesinin yaygın yöntem olduğunu belirtmektedir.
Biyopsiden sonra embriyo çoğunlukla vitrifikasyon yöntemiyle dondurulur. Genetik analiz tamamlandıktan ve sonuçlar değerlendirildikten sonra uygun bulunan embriyonun ilerleyen bir siklusta transferi planlanabilir.
Embriyo biyopsisi deneyimli laboratuvarlarda uygulanan yerleşik bir yöntem olmakla birlikte hiçbir laboratuvar işlemi tamamen risksiz kabul edilmemelidir. Embriyonun biyopsi ve dondurma-çözdürme sürecini tolere edebilmesi de önemlidir.
PGT-A Testinin Tüp Bebek Başarısına Etkisi
PGT-A'nın tüp bebek başarısı üzerindeki etkisi değerlendirilirken transfer başına başarı ile bir yumurta toplama siklusu başına toplam canlı doğum olasılığının birbirinden ayrılması gerekir. Kromozom sayısı açısından öploid olduğu belirlenen bir embriyonun seçilmesi, bazı hasta gruplarında transfer başına gebelik olasılığının daha yüksek ve düşük riskinin daha düşük olmasına katkı sağlayabilir. Özellikle ileri anne yaşındaki hastalarda bu avantaj daha belirgin olabilir.
Ancak PGT-A işlemi yeni veya daha sağlıklı embriyolar oluşturmaz; mevcut embriyolar arasında kromozom sayısı açısından seçim yapılmasına yardımcı olur. Test sonucunda transfer edilebilir embriyo bulunmaması da mümkündür.
Güncel bilimsel veriler, PGT-A'nın tüm IVF hastalarında rutin olarak uygulandığında kümülatif canlı doğum oranını artırdığını göstermemektedir. Bu nedenle PGT-A'nın tüp bebek başarı oranını kesin olarak artırdığı şeklinde genel bir ifade kullanmak doğru değildir. Testin olası faydası kişinin yaşı, embriyo sayısı ve klinik özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mozaik embriyo, ara düzeyde kopya sayısına sahip hücrelerin bir arada bulunduğu embriyodur. Transfer kararı genetik ve klinik değerlendirmeyle verilir.
Özel durumlar haricinde, 35 yaş altı her hasta için gerekli değildir. Kişinin öyküsü ve klinik özelliklerine göre değerlendirilebilir.
PGT-A kromozom sayı farklılıklarını tarar. Down, Edwards ve Patau sendromlarıyla ilişkili kromozom farklılıkları bunlara örnektir.
Sonuçlanma süresi laboratuvara ve kullanılan yönteme göre değişir. Kesin süre için uygulamanın yapılacağı merkezden bilgi alınmalıdır.
Diğer Hizmetlerimiz
Sunduğumuz diğer ileri fertilite hizmetlerini inceleyin.
ICSI (Mikroenjeksiyon)
Seçilen tek bir spermin doğrudan yumurta hücresinin içine enjekte edilmesi yöntemi.
Embriyo Glue
Embriyo transferinde kullanılan, tutunmayı desteklemesi amaçlanan özel transfer solüsyonu.
Mikrofluidik (Mikroakışkan) Sperm Seçimi
Spermlerin mikroakışkan kanallar aracılığıyla, santrifüj olmadan seçilmesini amaçlayan yöntem.
Overyan Rejuvenasyon
Azalmış yumurtalık rezervinde inaktif foliküllerin yeniden etkinleştirilmesini amaçlayan deneysel PRP uygulaması.
Sperm Hareketliliğini Artırıcı Uygulamalar
Düşük hareketli sperm örneklerinde canlı ve hareketli spermlerin seçilmesine yönelik uygulamalar.
Kalsiyum İyonofor (Oosit Aktivasyonu)
Döllenme sonrası yumurta aktivasyonunu desteklemek amacıyla seçili vakalarda kullanılan uygulama.
Bilgi ve Randevu için Bizimle İletişime Geçin
Detaylı bilgi almak için uzman kadromuz sizinle en kısa sürede iletişime geçecek.
