Overyan Rejuvenasyon

Overyan Rejuvenasyon

Azalmış yumurtalık rezervinde inaktif foliküllerin yeniden etkinleştirilmesini amaçlayan deneysel PRP uygulaması.

3 dk okuma

Overyan Rejuvenasyon Nedir?

Overyan rejuvenasyon, yumurtalık rezervi azalmış ya da yumurtalık işlevleri erken yaşta sona ermiş kadınlarda yumurtalık dokusunda aktif olmayan foliküllerin yeniden etkinleştirilmesini amaçlayan deneysel tedavi yöntemlerinin genel adıdır. Bu amaçla, hastanın kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazmanın (PRP) yumurtalık içerisine enjeksiyonu uygulanır. Bu uygulamanın yanı sıra, henüz güvenilirliği ve etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamış olmakla birlikte ekzozom ve kök hücre uygulamaları da literatürde yer almaktadır.

Bu yöntemler, etkinliği henüz büyük ve kontrollü çalışmalarla kanıtlanmamış uygulamalar olarak kabul edilmekte olup, rutin tedavi seçeneği olarak değil, seçilmiş hastalarda ve bilgilendirilmiş onam eşliğinde deneysel olarak değerlendirilmelidir.

Azalmış Yumurtalık Rezervi Nasıl Oluşur?

Kadınlar doğumda sınırlı sayıda yumurta hücresi ile dünyaya gelir ve bu sayı yaşla birlikte geri dönüşümsüz olarak azalır; özellikle 35 yaşından sonra hem yumurta sayısında hem de kalitesinde belirgin bir düşüş yaşanır. Yaşa bağlı bu doğal süreç dışında, ailede erken menopoz öyküsü, Turner sendromu ve Frajil X ön mutasyonu gibi genetik nedenler, otoimmün hastalıklar, yumurtalık ameliyatları (özellikle endometrioma cerrahisi), kemoterapi ve radyoterapi ile sigara kullanımı yumurtalık rezervinin erken azalmasında rol alabilen risk faktörleri arasında sayılabilir. Yumurtalık işlevlerinin 40 yaşından önce sona ermesi primer over yetmezliği olarak adlandırılır ve kadınların yaklaşık %1'inde görülür; hastaların önemli bir kısmında ise altta yatan neden saptanamaz.

Azalmış Yumurtalık Rezervinde Hangi Bulgular Mevcuttur?

Azalmış yumurtalık rezervi çoğunlukla herhangi bir bulguya yol açmayıp, gebelik elde edilememesi nedeniyle yapılan değerlendirmeler sırasında saptanır. Bulguları mevcut olan hastalarda adet sürelerinin kısalması veya uzaması, adet düzensizliği, adet kanamasının azalması, tüp bebek tedavisinde ilaçlara zayıf yanıt ve az sayıda yumurta elde edilmesi ile karşılaşılabilir. Primer over yetmezliğinde ise adetlerin seyrekleşmesi ya da tamamen kesilmesinin yanı sıra sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu, vajinal kuruluk ve duygu durum değişiklikleri gibi menopoz benzeri şikayetler ön planda olabilir.

Azalmış Yumurtalık Rezervi Tanısı Nasıl Konulur?

Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesinde en sık kullanılan testler esas olarak adetin ilk günlerinde yapılan transvajinal ultrasonografi ile yumurtalıklardaki antral folikül olarak tanımlanan küçük foliküllerin sayılması ve kanda Anti-Müllerian Hormon (AMH) düzeyinin ölçülmesidir. Adetin 2-4. günlerinde ölçülen FSH ve östradiol düzeyleri de tanıya katkı sağlar. AMH düzeyinin 1,1 ng/mL'nin ve antral folikül sayısının 5-7'nin altında olması azalmış rezervi düşündüren bulgular arasında sayılabilir. Primer over yetmezliği tanısı ise 40 yaş altında en az 4 ay süreyle adet görememe ile birlikte en az 4 hafta arayla iki kez ölçülen FSH düzeyinin 25 IU/L'nin üzerinde saptanması ile konulur; bu hastalarda altta yatan nedenin araştırılması amacıyla genetik ve otoimmün testler önerilir.

Azalmış Yumurtalık Rezervi Nasıl Tedavi Edilir?

Azalmış yumurtalık rezervini tamamen iyileştiren kanıtlanmış bir tedavi bulunmamakta olup, tedavi hastanın yaşı, rezervin düzeyi ve çocuk isteği göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmelidir. Gebelik planlayan hastalarda zaman kaybetmeden tüp bebek tedavisine başlanması ve hastaya özel uyarım protokolleri uygulanabilir.

Overyan Rejuvenasyon Nasıl Uygulanır?

En sık uygulanan yöntem olan PRP uygulamasında, hastadan alınan kan örneği özel tüplerde santrifüj edilerek trombositten zengin plazma ayrıştırılır ve bu plazma kısa süreli sedasyon altında, transvajinal ultrasonografi eşliğinde ince bir iğne ile yumurtalık içerisine enjekte edilir. İşlem yaklaşık 15-30 dakika sürmekte olup yumurta toplama işlemine benzer şekilde günübirlik olarak uygulanır. Trombositlerin salgıladığı büyüme faktörlerinin yumurtalık dokusunda kan akımını artırarak foliküllerin gelişimini uyararak etki gösterdiği düşünülmektedir. Bir folikülün aktif olmayan aşamadan yumurtlama aşamasına kadar gelişmesi yaklaşık 3 ay sürdüğünden, işlemin etkisi genellikle 1-3 ay sonra AMH, antral folikül sayısı ve adet düzeni ile değerlendirilir.

Overyan Rejuvenasyon Kimlere Uygulanabilir?

Overyan rejuvenasyon, primer over yetmezliği tanısı almış kadınlar, tüp bebek tedavisinde tekrarlayan şekilde zayıf yumurtalık yanıtı alınan hastalar ve menopoza geçiş dönemindeki (perimenopozal) gebelik isteyen kadınlarda değerlendirilebilir. Bu hastalarda işlem öncesinde yumurtalık dokusunun ultrasonografi ile görüntülenebilir olması gereklidir.

Overyan Rejuvenasyonun Riskleri Nelerdir?

PRP uygulaması hastanın kendi kanından hazırlandığı için alerjik reaksiyon ya da hastalık bulaşma riski taşımamakta olup genel olarak güvenli kabul edilmektedir. İşleme bağlı olarak nadiren enjeksiyon bölgesinde ağrı, hafif vajinal kanama, karın içi kanama, enfeksiyon ve sedasyona bağlı riskler ile karşılaşılabilir.

Overyan Rejuvenasyon Tüp Bebek Başarısını Nasıl Etkiler?

Bugüne kadar yapılan çoğunlukla küçük ölçekli, kontrol grubu içermeyen ve vaka serisi şeklinde bildirilmiş çalışmalarda, PRP uygulaması sonrasında bazı hastalarda AMH düzeyinde ve antral folikül sayısında artış, adetlerin yeniden başlaması, tüp bebek tedavisinde elde edilen yumurta ve embriyo sayısında artış ile kendiliğinden ya da tüp bebek yoluyla gebelikler bildirilmiştir. Bununla birlikte bu sonuçların tüm hastalarda görülmediği, etkinin sınırlı ve geçici olabildiği ve canlı doğum oranlarını artırdığının büyük ve kontrollü çalışmalarla henüz gösterilmediği bilinmelidir. Bu nedenle overyan rejuvenasyon, gerçekçi beklentilerle ve her hastada bireysel olarak planlanmalıdır.

Bilgi ve Randevu için Bizimle İletişime Geçin

Detaylı bilgi almak için uzman kadromuz sizinle en kısa sürede iletişime geçecek.

Tüp Bebek Süreci

Tüp bebek tedavisi dört aşamadan oluşur. Bu basamaklar şu şekilde sıralanabilir: 1. Çiftin değerlendirilmesi, muayene, tetkikler ve tedavi protokolünün belirlenmesi: Çiftin değerlendirilmesi sırasında hastanın şikayetleri, özgeçmiş ve soy geçmişine ait özellikler, infertilitenin sebebine yönelik faktörler sorgulanır. Ultrasonografide üreme organları, rahim ve yumurtalıkların yapısı ile komşu organlarda yer alabilecek hastalıklar veya değişiklikler tanımlanarak infertilite ile ilişkisi araştırılır. Tedaviye engel teşkil eden veya tedavide başarı şansını azaltan bir problem saptanır ise önce bu problemin çözümü yoluna gidilir. Ultrasonografi sırasında, ileride uygulanacak olan tedavinin seçiminde ve tedavinin başarı şansının belirlenmesinde önemli rol oynayan "yumurtalık rezervi" değerlendirmesi yapılır. Bunlara ek olarak bir gebelik için hazırlık yapıldığı düşünülerek, gebeliği olumsuz yönde etkileyebilecek bazı hormonal, metabolik ve viral hastalıkların varlığı, bağışıklık durumu araştırılır. 2. Yumurtalıkların verilen ilaçlarla uyarılması: Tedavinin en önemli basamağını oluşturmaktadır. Yumurtalıkların uyarılması sırasında hastaya hangi tedavi rejiminin uygulanacağı, hasta yaşı, ultrasonografide yumurtalıkların görünümü, hormon sonuçları ve daha önce tüp bebek uygulanmış hastalarda bir önceki dönemdeki tedavi yanıtına göre belirlenir. Bu tedavinin belirlenmesinde hekimin deneyimi tedavinin sonucunu doğrudan etkilemektedir. 3. Yumurtaların toplanması: Anestezi altında vajinal yoldan uygulanacak ultrasonografi kılavuzluğunda, ince bir iğne ile yumurta hücresini barından foliküllerden yumurtalar aspire edilerek vücut dışına alınır. 4. Embriyo transferi: Laboratuvarda takip edilen embriyoların (döllenmiş yumurtaların) arasından en iyi 1 veya 2'si seçilerek ince bir kateter yardımı ile rahim içerisine yerleştirilir. Bu işlem basit bir muayene gibi olup anestezi gerektirmez.

Tüp bebek tedavisinde yumurta büyütme sürecine başlamak için ideal zaman adet kanamasının ikinci veya üçüncü günüdür. Ancak bu mutlak bir zorunluluk değildir. Bazı özel şartlar varlığında adet döngüsünün herhangi bir döneminde de yumurta büyütme ilaçlarına başlanabilir.

Yumurtalıkların uyarılması yaklaşık 8 ila 14 gün sürmekle birlikte bazı durumlarda daha kısa ya da daha uzun sürebilmektedir. İçinde olası yumurta barındıran foliküllerin büyümesi ultrasonografi ile izlenir. İzlemler bir tedavi süresince 4-5 defa tüp bebek merkezine gelmeyi gerektirecektir. Ultrasonografiye ek olarak bazı kadınlarda hormon takibi de yapılabilir. Bu hormonlar östrojen, progesteron ve LH ve bazı durumlarda FSH'dır. Foliküller arzu edilen büyüklüğe ulaştığında içlerindeki yumurtaların son olgunluklarına kavuşturulması amacıyla HCG veya GnRH analogları olarak tanımlanan olgunlaştırma iğneleri uygulanır ve bazı özel durumlar hariç genellikle 34-38 saat sonra yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir.

Yumurta toplama (OPU) işlemi genellikle yüzeyel anestezi altında gerçekleştirilen folikül sayısına göre değişmekle birlikte yaklaşık 15-30 dakika süren bir işlemdir. Eğer yumurtalıkların yanıtı kısıtlı ise ve az sayıda yumurta elde edilmesi öngörülüyorsa işlem lokal anestezi ile uyanık halde de gerçekleştirilebilir. İşlem sonrası yaklaşık 1-2 saatlik bir gözlem ve takibin ardından eve dönülebilir.

Yumurtalar toplandıktan sonra sperm ile yumurtaların dölleme işlemi gerçekleştirilir. Ardından embriyolar laboratuvarda özel kültür ortamlarında 3-5 gün, bazı durumlarda 6-7 gün süre ile takip edilir. Laboratuvar ortamında değerlendirilen ve transfer edilmesine karar verilen embriyoların transferinden sonra arta kalan dondurabilecek iyi kalitede embriyolar varsa, ilerleyen dönemde transfer edilmek üzere dondurularak saklanabilir.

Türkiye'de transfer edilebilecek embriyo sayısı yönetmelikler ile belirlenmiş olup, 35 yaşın altındaki kadınlarda ilk 2 deneme için 1 embriyo ile, 35 yaşın üzerindeki kadınlarda ise en çok 2 embriyo ile kısıtlanmıştır. Hiçbir koşulda 2 embriyodan fazlasına izin verilmez.

Tüp bebek tedavisi süresince yumurta büyütme aşamasında yumurta gelişiminin monitörizasyonu ve doz ayarlaması için ultrasonografi ve kan testleri yapılır. Bu takipler için tedavi sürecinde ortalama dört veya beş kez hastaneye gelmek gerekir. Takipler süresince hastanede geçirilen zaman kısa olduğu için günlük hayat ve iş temposu etkilenmeden gerçekleştirilebilir.

Başarı Oranları

Başarının en güncel ölçütü başlatılan tüp bebek denemesi başına elde edilen ve sağlıklı tek bir bebeğin canlı doğum oranıdır. Çoğul gebelikler günümüzde riskli gebelikler olarak kabul edilip, embriyoların mümkün olduğunca tek tek transfer edilmesi dünyada genel bir eğilim haline gelmiştir.

Tüp bebekte başarı şansını belirleyen pek çok değişken vardır ancak bunların içinde en önemlileri kadın yaşı ve yumurtalıkların kapasitesidir. Genç ve yumurtalık kapasitesi yüksek olan kadınlarda toplam gebelik oranı diye tabir edilen bir yumurta toplama işleminden elde edilen tüm embriyoların sırası ile transfer edilmesi sonrasında doğum ile sonuçlanan gebelik oranları daha yüksek iken kadın yaşının 40'ın üzerinde olduğu durumlarda doğum ile sonuçlanan gebelik oranları düşmekte ve 45 yaşından sonra ise çok düşük değerlere ulaşmaktadır. Bu sonuçlar ne yazık ki takviyeler veya yumurtalık içine uygulanan 'gençleştirici' ajanlarla değişmemektedir. AMH yumurtalık rezervini gösteren en güvenilir belirteçlerin başında gelmektedir. Düşük bir AMH düzeyi gebelik olur veya olmaz diyememekle beraber yumurta toplama işleminde çıkacak yumurta sayısının az olacağına işaret eder. Sperm kalitesi de embriyo kalitesini ve gebelik şansını doğrudan etkileyen bir faktördür. Menide çok az sayıda sperm varlığında veya testislerden sperm elde edilmesi gerektiği durumlarda embriyo gelişimi olumsuz yönde etkilenmektedir.

Yumurtalık rezervi tecrübeli bir hekimin vajinal yol ile yapacağı bir ultrasonografi incelemesinde yumurtalıkların içerdiği antral folikül sayısı ve bu foliküllerin dağılımının değerlendirilmesi ile belirlenir. İlerleyen yaş ile birlikte yumurta havuzunda kayıp olmakta, buna paralel olarak yumurtalık hacminde küçülme, antral folikül sayısında azalma olmaktadır. Ultrasonografiye ek olarak anti-Mullerian hormon (AMH) yumurtalık kapasitesini en iyi yansıtan belirteçtir. Düşük AMH değerleri tedavide yumurtalıklardan alınan yanıtın düşük olacağını öngörerek tedavi protokolünü bu duruma göre şekillendirmemizi sağlar.

Daha önce başarısız IVF denemesi olan hastalarda bir sonraki tedavide başarı şansını belirleyen en önemli faktör ilk tedavideki yumurtalık yanıtı ve embriyo kalitesi bilgisidir. Yeni bir tedavi planlanırken önceki tedavi sürecinde elde edilen veriler göz önüne alınarak yumurtalıklardan en sağlıklı ve en iyi sayıda yumurtanın nasıl elde edilebileceği planlanır. Az yumurta eldesi veya kötü kalitede embriyo gelişimi öyküsü hasta ile ilişkili sebeplerden kaynaklanabileceği gibi uygulanan tedavi protokolü ve ilaç dozları, laboratuvar koşulları ile de ilişki gösterebilir. Başarı elde edilememesinin diğer nedenleri arasında miyomlar, polipler, tıkalı tüpler, rahime ait şekil bozuklukları, rahim içi yapışıklıklar sayılabilir. Varsa bunların düzeltilmesi sonrasında gebelik şansı artacaktır. Pıhtılaşma bozuklukları (doğumsal veya edinsel) ve bağışıklığın araştırılması gibi ek testler ve değerlendirmeler rutin olarak önerilmemektedir. Her ikisi için de sebep sonuç ilişkisi belirsizdir.

Embriyo transferi sonrası embriyonun rahim içerisine tutunmasını desteklemek amacıyla başta progesteron hormonu olmak üzere çeşitli destek ilaçlar kullanılır. Arkasında bilimsel kanıt olmayan ilaçların kullanımı (Aspirin, kan sulandırıcılar, rahim kasılmasını engelleyen ajanlar, bağışıklığı baskılayan ilaçlar vb.) veya mutlak yatak istirahati embriyonun tutunma şansını artırmayacağı gibi, gereksiz endişe ve masraf yaratacaktır.

Maliyet ve SGK Desteği

Tüp bebek tedavisinde, tüp bebek raporu (3 imzalı) çıkartılarak devlet desteği alınabilir. Bu raporun çıkartılması için, rapor çıkartma yetkisi bulunan merkezlere başvurulması gerekir. Raporun çıkartılması için tüp bebek yapılmasının gerekli olduğu doktorunuz tarafından tespit edilmelidir. Rapor çıkartmak için, iki eşten birinin en az 5 yıllık sosyal güvenlik kurumuna ait hizmeti ve en az 900 gün prim gün sayısına sahip olması, kadın eşin gebe kalmaya engel herhangi bir hastalığa sahip olmadığını belirten bir muayene olması gerekir. Sonrasında uygun görülür ise SGK raporu çıkartılabilir.

Burada çiftlerin tüp bebek tedavilerindeki tıbbi öyküsü ve mevcut durumu önem taşır. Doktor değerlendirmesi sonrasında gebelik şansını arttıran farklı yöntemler ya da mevcutta gebelik sağlanması için zorunlu işlemlerin yapılması gerekebilir. Laboratuvar ve embriyoloji ile ilgili olan hizmetler, genetik ve ileri tanıya bağlı hizmetler, dondurma ve saklamaya bağlı hizmetler ve rahim hazırlığına bağlı hizmetler olarak sınıflandırabilir. Bu işlemler arasında Embriyo Glue, Mikroçip tekniği, IMSI, genetik amaçlı embriyo biyopsisi, histeroskopi/histeroskopik polip alınması gibi işlemler sayılabilir.