Morfolojik Sperm Seçimi ile Enjeksiyon (IMSI)

Morfolojik Sperm Seçimi ile Enjeksiyon (IMSI)

Yüksek büyütme altında en sağlıklı spermin seçilerek enjeksiyonu.

3 dk okuma

Tüp bebek uygulamalarında döllenme için kullanılacak spermin seçimi, embriyoloji laboratuvarındaki önemli aşamalardan biridir. IMSI (Intracytoplasmic Morphologically Selected Sperm Injection), spermlerin klasik mikroenjeksiyonda kullanılan büyütmeden daha yüksek büyütme altında (yaklaşık 6000 kat büyütme) ayrıntılı biçimde değerlendirilerek morfolojik açıdan uygun olanların seçilmesini amaçlayan laboratuvar yöntemidir.

IMSI sırasında özellikle sperm başının yapısı ve vakuol olarak adlandırılan boşluk benzeri oluşumlar değerlendirilir. Seçilen sperm daha sonra klasik ICSI işleminde olduğu gibi yumurta hücresinin içine enjekte edilir. Bununla birlikte güncel bilimsel veriler IMSI'nin tüm tüp bebek hastalarında gebelik veya canlı doğum oranını artırdığını göstermediği için yöntem rutin olarak her hastaya önerilmez. ESHRE de mevcut veriler doğrultusunda IMSI'nin rutin kullanımını önermemektedir.

IMSI (Yüksek Büyütmeli Sperm Seçimi) Nedir?

IMSI, hareketli sperm hücrelerinin çok yüksek büyütme altında morfolojik olarak incelenmesine dayanan bir sperm seçim yöntemidir. Bu değerlendirme MSOME (Motile Sperm Organelle Morphology Examination) adı verilen teknikten yararlanır.

Klasik ICSI sırasında embriyolog spermin hareketi ve genel morfolojik yapısını değerlendirirken IMSI'de özellikle sperm başı daha ayrıntılı şekilde incelenebilir. Yüksek büyütme sayesinde klasik mikroskobik değerlendirmede fark edilmesi daha güç olan bazı morfolojik özellikler görülebilir.

Uluslararası infertilite terminolojisinde de IMSI, klasik ICSI'ye kıyasla daha yüksek büyütme altında sperm çekirdeğinin bütünlüğünü değerlendirmeyi ve daha az veya hiç nükleer vakuol içermeyen morfolojik açıdan uygun spermlerin seçilmesini amaçlayan yöntem olarak tanımlanmaktadır.

IMSI ve Klasik Mikroenjeksiyon (ICSI) Arasındaki Farklar Nelerdir?

IMSI ve ICSI'nin temel amacı döllenme için seçilen tek bir spermin yumurtanın sitoplazmasına enjekte edilmesidir. Aralarındaki temel fark, sperm seçiminde kullanılan görüntüleme düzeyidir.

ICSI ve IMSI yöntemlerinin karşılaştırması
ÖzellikICSIIMSI
Sperm değerlendirmesiStandart mikroskobik değerlendirmeÇok yüksek büyütmeli morfolojik değerlendirme
Büyütme düzeyiGenellikle birkaç yüz kat6000 katın üzerinde görüntüleme kullanılabilir
Sperm başı değerlendirmesiGenel morfoloji incelenirDaha ayrıntılı inceleme yapılabilir
Vakuol değerlendirmesiKüçük vakuoller her zaman seçilemeyebilirNükleer vakuoller daha ayrıntılı görülebilir
Enjeksiyon aşamasıTek sperm yumurtaya enjekte edilirSeçilen sperm yine ICSI yöntemiyle enjekte edilir
Rutin kullanımErkek faktörü bulunan uygun hastalarda yerleşik yöntemSeçilmiş durumlarda değerlendirilen ek yöntem

ESHRE'nin değerlendirmesine göre IMSI, sperm hücrelerinin 6000 katın üzerindeki büyütmelerde incelenmesini sağlayabilir. Ancak daha ayrıntılı görüntüleme tek başına daha yüksek canlı doğum oranı anlamına gelmez.

IMSI Yöntemi Hangi Hastalara Önerilir?

IMSI her tüp bebek hastasında rutin olarak uygulanması gereken bir yöntem değildir. Klinik kullanımında sperm morfolojisi, önceki tüp bebek sonuçları ve çiftin genel infertilite öyküsü birlikte değerlendirilir. Güncel kanıtlar IMSI'nin standart ICSI'ye kıyasla canlı doğum oranını anlamlı biçimde artırdığını göstermediğinden, uygulanıp uygulanmayacağı kişiye özel olarak değerlendirilmelidir.

Şiddetli Morfoloji (Teratozoospermi) Bozuklukları

Teratozoospermi, semen örneğinde normal morfolojik özelliklere sahip sperm oranının düşük olmasıdır. Belirgin sperm şekil bozukluğu bulunan bazı hastalarda yüksek büyütmeli değerlendirme sayesinde spermler arasındaki morfolojik farklılıkların daha ayrıntılı incelenmesi mümkün olabilir. Ancak sperm morfolojisinin tek başına IMSI uygulanması için kesin bir kriter olmadığı unutulmamalıdır. Sperm sayısı, hareketliliği, önceki döllenme sonuçları ve çiftin diğer klinik özellikleri de birlikte değerlendirilir.

İleri Yaş Erkek Faktörü ve DNA Hasarı

Erkek yaşının ilerlemesi bazı sperm parametreleri ve sperm DNA bütünlüğündeki değişikliklerle ilişkilendirilebilir. IMSI, yüksek büyütme altında morfolojik açıdan daha uygun görünen spermlerin seçilmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte sperm hücresinin mikroskop altındaki görünümü, DNA yapısının doğrudan ölçümü değildir. Dolayısıyla IMSI bir sperm DNA hasarı testi veya DNA hasarını gideren bir yöntem olarak değerlendirilmemelidir.

Açıklanamayan veya Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıkları

Önceki tüp bebek denemelerinde istenen sonucun elde edilemediği bazı çiftlerde laboratuvar yöntemlerinin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir. IMSI de seçilmiş vakalarda sperm seçimine yönelik ek bir laboratuvar yöntemi olarak düşünülebilir. Ancak tekrarlayan tüp bebek başarısızlığının çok sayıda farklı nedeni bulunabilir. ESHRE'nin mevcut değerlendirmesinde IMSI'nin klinik sonuçları iyileştirdiğine dair yeterli kanıt bulunmadığı için rutin kullanım önerilmemektedir.

Spermde 'Vakuol' Nedir ve IMSI ile Nasıl Tespit Edilir?

Sperm başında mikroskobik inceleme sırasında görülebilen boşluk benzeri yapılara vakuol adı verilir. Vakuollerin büyüklüğü, sayısı ve sperm başındaki konumu yüksek büyütmeli sperm morfolojisi değerlendirmesinde dikkate alınabilir. IMSI sırasında hareketli sperm hücreleri yüksek çözünürlüklü optik sistem altında incelenir. Embriyolog sperm başının şekli, boyutu ve belirgin vakuol içerip içermediği gibi özellikleri değerlendirerek mikroenjeksiyon için morfolojik açıdan uygun bir sperm seçmeye çalışır.

6000x Büyütmenin Embriyoloğa Sağladığı Avantaj

IMSI'de kullanılan optik sistemler spermlerin 6000 katın üzerinde büyütülerek değerlendirilmesine imkân verebilir. Bu yüksek büyütme, sperm başında standart mikroskop altında fark edilmesi güç olabilecek küçük morfolojik özelliklerin daha ayrıntılı incelenmesini sağlar. Böylece embriyolog yalnızca sperm hareketine ve genel şekline değil, sperm başının ayrıntılı yapısına da bakarak seçim yapabilir. Ancak bu laboratuvar avantajının her hastada daha yüksek gebelik veya canlı doğum oranına dönüştüğü gösterilmiş değildir.

Vakuolsüz Spermin Döllenme ve Blastokist Oranına Etkisi

IMSI'nin temel yaklaşımı, belirgin nükleer vakuol içermeyen ve morfolojik açıdan daha uygun görünen spermlerin seçilmesidir. Teorik olarak bu özelliklerin daha iyi sperm kalitesiyle ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Ancak mevcut çalışmalar IMSI ile seçilen spermlerin kullanılmasının standart ICSI'ye kıyasla canlı doğum, klinik gebelik veya düşük oranlarında belirgin ve tutarlı bir avantaj sağladığını ortaya koymamıştır. ESHRE'nin değerlendirmesinde de bu nedenle IMSI rutin bir ek uygulama olarak önerilmemektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. IMSI DNA hasarını düzeltmez; yalnızca spermlerin morfolojik açıdan daha ayrıntılı değerlendirilmesini sağlar.

Hayır. IMSI kararı sperm bulguları ve çiftin klinik öyküsü birlikte değerlendirilerek verilir.

Sperm seçimi daha ayrıntılı olduğu için laboratuvar aşaması bir miktar daha uzun sürebilir.

Bazı laboratuvarlarda farklı sperm seçim yöntemleri birlikte değerlendirilebilir. Gereklilik hastaya ve laboratuvar protokolüne göre belirlenir.

Bilgi ve Randevu için Bizimle İletişime Geçin

Detaylı bilgi almak için uzman kadromuz sizinle en kısa sürede iletişime geçecek.

Tüp Bebek Süreci

Tüp bebek tedavisi dört aşamadan oluşur. Bu basamaklar şu şekilde sıralanabilir: 1. Çiftin değerlendirilmesi, muayene, tetkikler ve tedavi protokolünün belirlenmesi: Çiftin değerlendirilmesi sırasında hastanın şikayetleri, özgeçmiş ve soy geçmişine ait özellikler, infertilitenin sebebine yönelik faktörler sorgulanır. Ultrasonografide üreme organları, rahim ve yumurtalıkların yapısı ile komşu organlarda yer alabilecek hastalıklar veya değişiklikler tanımlanarak infertilite ile ilişkisi araştırılır. Tedaviye engel teşkil eden veya tedavide başarı şansını azaltan bir problem saptanır ise önce bu problemin çözümü yoluna gidilir. Ultrasonografi sırasında, ileride uygulanacak olan tedavinin seçiminde ve tedavinin başarı şansının belirlenmesinde önemli rol oynayan "yumurtalık rezervi" değerlendirmesi yapılır. Bunlara ek olarak bir gebelik için hazırlık yapıldığı düşünülerek, gebeliği olumsuz yönde etkileyebilecek bazı hormonal, metabolik ve viral hastalıkların varlığı, bağışıklık durumu araştırılır. 2. Yumurtalıkların verilen ilaçlarla uyarılması: Tedavinin en önemli basamağını oluşturmaktadır. Yumurtalıkların uyarılması sırasında hastaya hangi tedavi rejiminin uygulanacağı, hasta yaşı, ultrasonografide yumurtalıkların görünümü, hormon sonuçları ve daha önce tüp bebek uygulanmış hastalarda bir önceki dönemdeki tedavi yanıtına göre belirlenir. Bu tedavinin belirlenmesinde hekimin deneyimi tedavinin sonucunu doğrudan etkilemektedir. 3. Yumurtaların toplanması: Anestezi altında vajinal yoldan uygulanacak ultrasonografi kılavuzluğunda, ince bir iğne ile yumurta hücresini barından foliküllerden yumurtalar aspire edilerek vücut dışına alınır. 4. Embriyo transferi: Laboratuvarda takip edilen embriyoların (döllenmiş yumurtaların) arasından en iyi 1 veya 2'si seçilerek ince bir kateter yardımı ile rahim içerisine yerleştirilir. Bu işlem basit bir muayene gibi olup anestezi gerektirmez.

Tüp bebek tedavisinde yumurta büyütme sürecine başlamak için ideal zaman adet kanamasının ikinci veya üçüncü günüdür. Ancak bu mutlak bir zorunluluk değildir. Bazı özel şartlar varlığında adet döngüsünün herhangi bir döneminde de yumurta büyütme ilaçlarına başlanabilir.

Yumurtalıkların uyarılması yaklaşık 8 ila 14 gün sürmekle birlikte bazı durumlarda daha kısa ya da daha uzun sürebilmektedir. İçinde olası yumurta barındıran foliküllerin büyümesi ultrasonografi ile izlenir. İzlemler bir tedavi süresince 4-5 defa tüp bebek merkezine gelmeyi gerektirecektir. Ultrasonografiye ek olarak bazı kadınlarda hormon takibi de yapılabilir. Bu hormonlar östrojen, progesteron ve LH ve bazı durumlarda FSH'dır. Foliküller arzu edilen büyüklüğe ulaştığında içlerindeki yumurtaların son olgunluklarına kavuşturulması amacıyla HCG veya GnRH analogları olarak tanımlanan olgunlaştırma iğneleri uygulanır ve bazı özel durumlar hariç genellikle 34-38 saat sonra yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir.

Yumurta toplama (OPU) işlemi genellikle yüzeyel anestezi altında gerçekleştirilen folikül sayısına göre değişmekle birlikte yaklaşık 15-30 dakika süren bir işlemdir. Eğer yumurtalıkların yanıtı kısıtlı ise ve az sayıda yumurta elde edilmesi öngörülüyorsa işlem lokal anestezi ile uyanık halde de gerçekleştirilebilir. İşlem sonrası yaklaşık 1-2 saatlik bir gözlem ve takibin ardından eve dönülebilir.

Yumurtalar toplandıktan sonra sperm ile yumurtaların dölleme işlemi gerçekleştirilir. Ardından embriyolar laboratuvarda özel kültür ortamlarında 3-5 gün, bazı durumlarda 6-7 gün süre ile takip edilir. Laboratuvar ortamında değerlendirilen ve transfer edilmesine karar verilen embriyoların transferinden sonra arta kalan dondurabilecek iyi kalitede embriyolar varsa, ilerleyen dönemde transfer edilmek üzere dondurularak saklanabilir.

Türkiye'de transfer edilebilecek embriyo sayısı yönetmelikler ile belirlenmiş olup, 35 yaşın altındaki kadınlarda ilk 2 deneme için 1 embriyo ile, 35 yaşın üzerindeki kadınlarda ise en çok 2 embriyo ile kısıtlanmıştır. Hiçbir koşulda 2 embriyodan fazlasına izin verilmez.

Tüp bebek tedavisi süresince yumurta büyütme aşamasında yumurta gelişiminin monitörizasyonu ve doz ayarlaması için ultrasonografi ve kan testleri yapılır. Bu takipler için tedavi sürecinde ortalama dört veya beş kez hastaneye gelmek gerekir. Takipler süresince hastanede geçirilen zaman kısa olduğu için günlük hayat ve iş temposu etkilenmeden gerçekleştirilebilir.

Başarı Oranları

Başarının en güncel ölçütü başlatılan tüp bebek denemesi başına elde edilen ve sağlıklı tek bir bebeğin canlı doğum oranıdır. Çoğul gebelikler günümüzde riskli gebelikler olarak kabul edilip, embriyoların mümkün olduğunca tek tek transfer edilmesi dünyada genel bir eğilim haline gelmiştir.

Tüp bebekte başarı şansını belirleyen pek çok değişken vardır ancak bunların içinde en önemlileri kadın yaşı ve yumurtalıkların kapasitesidir. Genç ve yumurtalık kapasitesi yüksek olan kadınlarda toplam gebelik oranı diye tabir edilen bir yumurta toplama işleminden elde edilen tüm embriyoların sırası ile transfer edilmesi sonrasında doğum ile sonuçlanan gebelik oranları daha yüksek iken kadın yaşının 40'ın üzerinde olduğu durumlarda doğum ile sonuçlanan gebelik oranları düşmekte ve 45 yaşından sonra ise çok düşük değerlere ulaşmaktadır. Bu sonuçlar ne yazık ki takviyeler veya yumurtalık içine uygulanan 'gençleştirici' ajanlarla değişmemektedir. AMH yumurtalık rezervini gösteren en güvenilir belirteçlerin başında gelmektedir. Düşük bir AMH düzeyi gebelik olur veya olmaz diyememekle beraber yumurta toplama işleminde çıkacak yumurta sayısının az olacağına işaret eder. Sperm kalitesi de embriyo kalitesini ve gebelik şansını doğrudan etkileyen bir faktördür. Menide çok az sayıda sperm varlığında veya testislerden sperm elde edilmesi gerektiği durumlarda embriyo gelişimi olumsuz yönde etkilenmektedir.

Yumurtalık rezervi tecrübeli bir hekimin vajinal yol ile yapacağı bir ultrasonografi incelemesinde yumurtalıkların içerdiği antral folikül sayısı ve bu foliküllerin dağılımının değerlendirilmesi ile belirlenir. İlerleyen yaş ile birlikte yumurta havuzunda kayıp olmakta, buna paralel olarak yumurtalık hacminde küçülme, antral folikül sayısında azalma olmaktadır. Ultrasonografiye ek olarak anti-Mullerian hormon (AMH) yumurtalık kapasitesini en iyi yansıtan belirteçtir. Düşük AMH değerleri tedavide yumurtalıklardan alınan yanıtın düşük olacağını öngörerek tedavi protokolünü bu duruma göre şekillendirmemizi sağlar.

Daha önce başarısız IVF denemesi olan hastalarda bir sonraki tedavide başarı şansını belirleyen en önemli faktör ilk tedavideki yumurtalık yanıtı ve embriyo kalitesi bilgisidir. Yeni bir tedavi planlanırken önceki tedavi sürecinde elde edilen veriler göz önüne alınarak yumurtalıklardan en sağlıklı ve en iyi sayıda yumurtanın nasıl elde edilebileceği planlanır. Az yumurta eldesi veya kötü kalitede embriyo gelişimi öyküsü hasta ile ilişkili sebeplerden kaynaklanabileceği gibi uygulanan tedavi protokolü ve ilaç dozları, laboratuvar koşulları ile de ilişki gösterebilir. Başarı elde edilememesinin diğer nedenleri arasında miyomlar, polipler, tıkalı tüpler, rahime ait şekil bozuklukları, rahim içi yapışıklıklar sayılabilir. Varsa bunların düzeltilmesi sonrasında gebelik şansı artacaktır. Pıhtılaşma bozuklukları (doğumsal veya edinsel) ve bağışıklığın araştırılması gibi ek testler ve değerlendirmeler rutin olarak önerilmemektedir. Her ikisi için de sebep sonuç ilişkisi belirsizdir.

Embriyo transferi sonrası embriyonun rahim içerisine tutunmasını desteklemek amacıyla başta progesteron hormonu olmak üzere çeşitli destek ilaçlar kullanılır. Arkasında bilimsel kanıt olmayan ilaçların kullanımı (Aspirin, kan sulandırıcılar, rahim kasılmasını engelleyen ajanlar, bağışıklığı baskılayan ilaçlar vb.) veya mutlak yatak istirahati embriyonun tutunma şansını artırmayacağı gibi, gereksiz endişe ve masraf yaratacaktır.

Maliyet ve SGK Desteği

Tüp bebek tedavisinde, tüp bebek raporu (3 imzalı) çıkartılarak devlet desteği alınabilir. Bu raporun çıkartılması için, rapor çıkartma yetkisi bulunan merkezlere başvurulması gerekir. Raporun çıkartılması için tüp bebek yapılmasının gerekli olduğu doktorunuz tarafından tespit edilmelidir. Rapor çıkartmak için, iki eşten birinin en az 5 yıllık sosyal güvenlik kurumuna ait hizmeti ve en az 900 gün prim gün sayısına sahip olması, kadın eşin gebe kalmaya engel herhangi bir hastalığa sahip olmadığını belirten bir muayene olması gerekir. Sonrasında uygun görülür ise SGK raporu çıkartılabilir.

Burada çiftlerin tüp bebek tedavilerindeki tıbbi öyküsü ve mevcut durumu önem taşır. Doktor değerlendirmesi sonrasında gebelik şansını arttıran farklı yöntemler ya da mevcutta gebelik sağlanması için zorunlu işlemlerin yapılması gerekebilir. Laboratuvar ve embriyoloji ile ilgili olan hizmetler, genetik ve ileri tanıya bağlı hizmetler, dondurma ve saklamaya bağlı hizmetler ve rahim hazırlığına bağlı hizmetler olarak sınıflandırabilir. Bu işlemler arasında Embriyo Glue, Mikroçip tekniği, IMSI, genetik amaçlı embriyo biyopsisi, histeroskopi/histeroskopik polip alınması gibi işlemler sayılabilir.