Sperm Yokluğu (Azospermi)

İki farklı semen analizinde hiç sperm hücresinin belirlenememesi durumunda azospermi tanısı konulur.

Erkek Kısırlığında Sperm Yokluğu Nedir?

Kısırlık nedeniyle başvuran çiftlerin yaklaşık yarısında erkek kaynaklı sebepler tespit edilmektedir. İki farklı seferde tekrar edilen semen analizinde hiç sperm hücresinin belirlenemesi durumunda azoospermi tanısı konulur. Azoospermi, erkeğe ait nedenler arasında en ciddi form olup, genel erkek popülasyonunun yaklaşık %1'ni oluştururken, çocuk isteğine yönelik tedavi gören erkeklerde yaklaşık %5–10 sıklığında rastlanır.

Erkekte Sperm Yokluğu Neden Kaynaklanır?

Erkekte sperm yokluğu temel olarak iki sebepten kaynaklanabilir: spermin üretilip dışarı çıkamadığı durum (tıkayıcı azoospermi) ve spermin hiç üretiminin olmadığı durum (tıkayıcı olmayan azoospermi).

Sperm üretiminin olmadığı tıkayıcı olmayan azoospermi durumu ile daha sık oranda karşılaşılmakta olup, temel olarak erkek yumurtalık fonksiyonlarında yetersizlik durumu söz konusudur. Tıkayıcı olmayan azoosperminin en sık sebepleri arasında varikosel, genetik nedenler (Klienfelter Sendromu vb.), beyin üst merkezlerinden uyarıcı hormon salgılanamaması sayılabilir.

Sperm üretiminin gerçekleşmesine rağmen kanallardan dışarı çıkmasında sorun olması durumunda tıkayıcı azoospermi ile karşılaşılır. Tıkanıklık, vas deferens olarak tanımlanan kanalların tek ya da iki taraflı olarak eksik olmasına bağlı doğuştan olabileceği gibi, enfeksiyon, travma, vazektomi gibi sebeplerle sonradan da oluşabilir.

Erkekte Sperm Yokluğu Tanısı Nasıl Konulur?

Erkekte sperm yokluğunun tanısında ilk olarak belirli aralıklarla iki farklı seferde gerçekleştirilen semen analizinde hiç sperm izlenmemesi ile azoospermi tanısı konulur. Ardından nedenin belirlenmesi önem taşır. Detaylı fizik muayene yanısıra gerekli durumlarda hormonal analizi, kromozomal analiz, Y gen mikrodelesyon testi, kistik fibrosis taraması, varikosel değerlendirilmesi ve skrotal ultrason incelemesi gibi ek testler yapılarak tanı netleştirilir.

Erkekte Sperm Yokluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Erkekte sperm yokluğu tanısı netleştirildikten sonra tıkayıcı tip olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Sperm üretimi gerçekleştirilip dışarı çıkmasında sorun olan durumlarda, mikrocerrahi düzeltici işlemler ya da direkt epididim kanalından ya da testisten MESA ya da TESA olarak tanımlanan işlemlerle sperm alınma işlemi uygulanabilir. Sperm üretiminde sorun olan durumlarda mikroTESE olarak tanımlanan cerrahi işlemle testislerden sperm elde edilmeye çalışılması tedavi yaklaşımıdır.

Bilgi ve Randevu için Bizimle İletişime Geçin

Detaylı bilgi almak için uzman kadromuz sizinle en kısa sürede iletişime geçecek.

Tüp Bebek Süreci

Tüp bebek tedavisi dört aşamadan oluşur. Bu basamaklar şu şekilde sıralanabilir: 1. Çiftin değerlendirilmesi, muayene, tetkikler ve tedavi protokolünün belirlenmesi: Çiftin değerlendirilmesi sırasında hastanın şikayetleri, özgeçmiş ve soy geçmişine ait özellikler, infertilitenin sebebine yönelik faktörler sorgulanır. Ultrasonografide üreme organları, rahim ve yumurtalıkların yapısı ile komşu organlarda yer alabilecek hastalıklar veya değişiklikler tanımlanarak infertilite ile ilişkisi araştırılır. Tedaviye engel teşkil eden veya tedavide başarı şansını azaltan bir problem saptanır ise önce bu problemin çözümü yoluna gidilir. Ultrasonografi sırasında, ileride uygulanacak olan tedavinin seçiminde ve tedavinin başarı şansının belirlenmesinde önemli rol oynayan "yumurtalık rezervi" değerlendirmesi yapılır. Bunlara ek olarak bir gebelik için hazırlık yapıldığı düşünülerek, gebeliği olumsuz yönde etkileyebilecek bazı hormonal, metabolik ve viral hastalıkların varlığı, bağışıklık durumu araştırılır. 2. Yumurtalıkların verilen ilaçlarla uyarılması: Tedavinin en önemli basamağını oluşturmaktadır. Yumurtalıkların uyarılması sırasında hastaya hangi tedavi rejiminin uygulanacağı, hasta yaşı, ultrasonografide yumurtalıkların görünümü, hormon sonuçları ve daha önce tüp bebek uygulanmış hastalarda bir önceki dönemdeki tedavi yanıtına göre belirlenir. Bu tedavinin belirlenmesinde hekimin deneyimi tedavinin sonucunu doğrudan etkilemektedir. 3. Yumurtaların toplanması: Anestezi altında vajinal yoldan uygulanacak ultrasonografi kılavuzluğunda, ince bir iğne ile yumurta hücresini barından foliküllerden yumurtalar aspire edilerek vücut dışına alınır. 4. Embryo transferi: Laboratuvarda takip edilen embriyoların (döllenmiş yumurtaların) arasından en iyi 1 veya 2'si seçilerek ince bir kateter yardımı ile rahim içerisine yerleştirilir. Bu işlem basit bir muayene gibi olup anestezi gerektirmez.

Tüp bebek tedavisinde yumurta büyütme sürecine başlamak için ideal zaman adet kanamasının ikinci veya üçüncü günüdür. Ancak bu mutlak bir zorunluluk değildir. Bazı özel şartlar varlığında adet döngüsünün herhangi bir döneminde de yumurta büyütme ilaçlarına başlanabilir.

Yumurtalıkların uyarılması yaklaşık 8 ila 14 gün sürmekle birlikte bazı durumlarda daha kısa ya da daha uzun sürebilmektedir. İçinde olası yumurta barındıran foliküllerin büyümesi ultrasonografi ile izlenir. İzlemler bir tedavi süresince 4-5 defa tüp bebek merkezine gelmeyi gerektirecektir. Ultrasonografiye ek olarak bazı kadınlarda hormon takibi de yapılabilir. Bu hormonlar östrojen, progesteron ve LH ve bazı durumlarda FSH'dır. Foliküller arzu edilen büyüklüğe ulaştığında içlerindeki yumurtaların son olgunluklarına kavuşturulması amacıyla HCG veya GnRH analogları olarak tanımlanan olgunlaştırma iğneleri uygulanır ve bazı özel durumlar hariç genellikle 34-38 saat sonra yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir.

Yumurta toplama (OPU) işlemi genellikle yüzeyel anestezi altında gerçekleştirilen folikül sayısına göre değişmekle birlikte yaklaşık 15-30 dakika süren bir işlemdir. Eğer yumurtalıkların yanıtı kısıtlı ise ve az sayıda yumurta elde edilmesi öngörülüyorsa işlem lokal anestezi ile uyanık halde de gerçekleştirilebilir. İşlem sonrası yaklaşık 1-2 saatlik bir gözlem ve takibin ardından eve dönülebilir.

Yumurtalar toplandıktan sonra sperm ile yumurtaların dölleme işlemi gerçekleştirilir. Ardından embriyolar laboratuvarda özel kültür ortamlarında 3-5 gün, bazı durumlarda 6-7 gün süre ile takip edilir. Laboratuvar ortamında değerlendirilen ve transfer edilmesine karar verilen embriyoların transferinden sonra arta kalan dondurabilecek iyi kalitede embriyolar varsa, ilerleyen dönemde transfer edilmek üzere dondurularak saklanabilir.

Türkiye'de transfer edilebilecek embriyo sayısı yönetmelikler ile belirlenmiş olup, 35 yaşın altındaki kadınlarda ilk 2 deneme için 1 embriyo ile, 35 yaşın üzerindeki kadınlarda ise en çok 2 embriyo ile kısıtlanmıştır. Hiçbir koşulda 2 embriyodan fazlasına izin verilmez.

Tüp bebek tedavisi süresince yumurta büyütme aşamasında yumurta gelişiminin monitörizasyonu ve doz ayarlaması için ultrasonografi ve kan testleri yapılır. Bu takipler için tedavi sürecinde ortalama dört veya beş kez hastaneye gelmek gerekir. Takipler süresince hastanede geçirilen zaman kısa olduğu için günlük hayat ve iş temposu etkilenmeden gerçekleştirilebilir.

Yumurta ve Sperm Kalitesi

Yıllardır yumurta kalitesini arttırmaya yönelik çeşitli vitamin hormon ve takviyeler denenmiş ancak hiçbirisinin klinik açıdan anlamlı bir fark yaratmadığı gözlenmiştir. Sigara içiliyorsa bırakılması ve kilo fazlasının verilmesinin faydası olabilir. Yumurta kalitesini belirleyen en önemli faktör kadın yaşıdır. Bununla birlikte optimal bir tedavi ile yumurtalıklardan en iyi ve sağlıklı yumurta eldesine özen gösterilmelidir.

Sperm kalitesi sayı, hareketlilik ve morfolojik özellikler olmak üzere üç parametrede değerlendirilir. Sperm morfolojisini sperm sayısı ve hareketliliğinden ayrı bir parametre olarak düşünmemek gerekir. Döllenme ve embriyo gelişimini etkileyecek bazı özel yapısal sperm bozuklukları vardır. Bu tip morfolojik bozukluklarda sperm sayısı ve hareketliliği de olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu tip durumlarda döllenme oranlarının korunması ve embriyo gelişiminin olumsuz yönde etkilenmemesi için sperm hareketliliğini destekleyen ve yumurtanın aktive olmasına yardımcı olan bazı özel solüsyonlar kullanılabilir. Mikrofluidik sperm ayrıştırma yöntemlerinin de faydalı olabileceği gösterilmiştir. Ancak bunların klasik sperm ayrıştırma yöntemlerine üstünlüğü tartışmalıdır. Spermlerin büyük büyütme altında seçilmesi (IMSI) de kullanılabilecek diğer yöntemler arasındadır.

In vitro fertilizasyon veya klasik tüp bebek kadından alınan yumurtalarla, erkekten alınan spermlerin dışarıda laboratuvar ortamında birleştirilmesi ve döllenme gerçekleştikten belli bir süre sonra kadın rahmine yerleştirilmesi işlemidir. İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) veya mikroenjeksiyon ise erkekten alınan spermlerin doğrudan yumurtanın içine enjekte edilmesi ve yine döllenme gerçekleştikten belli bir süre sonra kadın rahmine yerleştirilmesi işlemine verilen isimdir. Her iki uygulamada da temel amaç üreme hücrelerinin dış ortamda bir araya getirilmesi ve döllenmenin elde edilmesidir. Tüp bebek yönteminde, vücut dışına alınan sperm ve yumurtalar laboratuvarda özel bir ortamda bir araya getirilerek belirli bir süre içerisinde döllenmenin kendiliğinden oluşması beklenir. Hareketleri ve dölleme kapasitesi yetersiz, az sayıda ve şiddetli şekil bozukluğu gösteren spermler yumurtayı kendiliğinden delerek döllenmeyi sağlayamazlar. Bu durumda spermler yumurta içine ince bir iğne yardımı ile enjekte edilerek döllenme sağlanır. Bu işleme ise mikroenjeksiyon adı verilir.

Embriyo kalitesi embriyonun laboratuvardaki üç ila beş günlük takip sürecinde gösterdiği gelişim hızı, hücre bölünme özellikleri, blastokist aşamasında ise sahip olduğu morfolojik özellikleri ile değerlendirilir. Her embriyonun inkübatör içerisinde gerçekleştirdiği beş günlük gelişime ait video kaydı incelenir, belirli gelişim basamaklarını hangi sürede hangi kalitede gerçekleştirdiği belirlenir. Bu bilgiler embriyonun 5. günde ulaştığı morfolojik özellikler (iç hücre kitlesinin ve trofoektoderm hücrelerinin yapısı, blastokist boşluğunun genişliği, blastokisti çevreleyen zona pellusida zarının durumu vb.) ile birlikte değerlendirilerek embriyo kalitesi belirlenir ve transfer edilecek embriyonun seçimi gerçekleştirilir.

Embriyo Dondurma ve Genetik Tarama

Dondurulma işleminden sonra teorik olarak embryoların süresiz olarak saklanabileceği söylenebilir. Ancak Tüp Bebek Yönetmeliği'ne göre dondurulma işlemi sonrası 5 yıl dolduktan sonra Sağlık Bakanlığı'nı bir dilekçe ile bilgilendirerek embryoların saklanma süreleri uzatılabilir.

Embriyolar özel olarak üretilmiş medium olarak tanımlanan solüsyonlar eşliğinde dondurulur. Günümüzde özel olarak hazırlanmış solüsyonlar ve vitrifikasyon denilen hızlı dondurma tekniğinin yaygınlaşması sonrasında embryolar güvenli bir şekilde sıvı azot tanklar içerisinde -180C'de saklanmaktadır. Daha önceleri "yavaş dondurma" tekniği ile embriyoların olumsuz etkilenme olasılığı %20-30 oranında iken, vitrifikasyon tekniği ile bu oran %1'in altında seyretmektedir. Ancak bazı durumlarda embriyoların çözülüp tekrar dondurulması gerekebilir. Yapılan çalışmalar ikiden fazla dondurulup çözmede gebelik oranlarının azalabileceğini bildirmektedir.

Tüp bebek tedavisinde çok sayında folikülün büyümesi amaçlandığından, kanda belirlenen hormon düzeyleri doğal adet dönemine göre daha yüksek seyretmektedir. Bu durumun rahim iç dokusunun (endometriyum) daha erken olgunlaşmasına yol açabileceği ve dolayısıyla gebelik oranlarının kısmen daha düşük olabileceği günümüzde tartışma konusudur. Amaç; estrojen ve progesteron hormon düzeylerinin kritik düzeyi geçmediği sürece taze transfer yapabilmektir. Taze embriyo transferi ve dondurulmuş embriyo transferinin başarı oranları arasında belirgin bir fark bulunamamıştır. Bilimsel araştırmalar, her iki durumda da gebelik oranlarının benzer olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hastanın embriyolarının hepsinin dondurulmasını gerektiren tıbbi bir durum olmadığı sürece taze embriyo transferi tercih edilebilir.

Tüp bebek tedavisinin en tartışmalı konularından birisi genetik tarama süreçleridir. Bazı ülkelerde 35 yaşın üzerindeki hastalara doğrudan PGT-A önerilmekte ve yapılmaktadır. Ancak teknolojinin halen bazı gri alanları olduğu (mozaik embriyo) ve hatta yanlış pozitiflik nedenli sağlıkla doğuma gidebilecek embriyoların transfer edilememe olasılığı nedeniyle aşağıdaki durumlarda embryo genetiğinin taranması önem taşır: • İleri yaş hastalar • Çoklu başarısız denemesi olan hastalar • Kadın ve erkeğe ait kromozom anomaliler ve bunun embriyoya kalıtılma olasılığı yüksek hastalar • Aileden kalıtılan tek gen hastalıkları • Açıklanamayan tekrarlayan gebelik kaybı olan hastalar

Genetik tarama yapılabilmesi için çoğunlukla blast aşamasına ulaşan embriyodan embryoyu temsil ettiği düşünülen birkaç hücre alınması gerekir. Bu işlem mekanik olarak, asidik bir kimyasal yardımıyla, ya da lazer ile yapılabilir. Günümüzde sadece lazer ile bu işlem çok hassas bir şekilde yapılabilmektedir. Ve daha önemlisi embriyonun blastokist evresine ulaşması beklenmekte ve iç hücre kitlesi olarak tanımlanan ve embriyoyu oluşturacak olan hücrelere dokunmadan, plasentayı oluşturacak olan trofoektoderm hücrelerinden örnek alınmaktadır. Bu nedenle işleme bağlı embriyonun zarar görme olasılığı mevcut olup bu olasılık ihmal edilebilir düzeydedir.